Ekleyen : admin Okunma : 1253
Ekl.: 22-02-2014 Gün.: 22-02-2014

Bu Yazıda Neler Var

  • Kanun Sözlük Anlamları
  • Hukukta Kanun Nedir
  • Bilimde Kanun Nedir
  • Müzik Aleti Kanun Nedir
  • İlgili Yazılar

    01 | Anayasa
    02 | Kanun
    03 | Yasa
    04 | Medeni Kanun
    05 | Doğa kanunları nasıl elde edilir
    06 | Kanun-i Esasi

    Sponsorlu Bağlantılar

    Kanun Sözlük Anlamları

    1. (Hukukta) Kanun (Yasa) Anayasal hukuk sisteminde, yetkili organlarca meydana getirilen hukuk kurallarıdır.
    2. (Bilimde) Kanun (Yasa) Bir bilimsel kanun, gözlem ve deneylerle iyi desteklenip kanıtlanmış matematiksel prensiptir.
    3. (Müzik Aleti) Kanun, 10. yüzyılda Kazakistan'ın Farab kasabasında doğan Farabi adında bir Türk bilgini tarafından bulunduğu rivayet edilen bir çalgıdır. Mızraplı bir müzik aletidir..

    Hukukta Kanun Nedir

    Kanun veya yasa, bir anayasal hukuk sisteminde, yetkili organlarca meydana getirilen hukuk kurallarıdır. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler birer hukuk kuralıdır. Yürürlükte olan hukuk kurallarının tümüne mevzuat denir. Dar anlamında kanun, yasama organınca yapılan kanun adıyla gerçekleştirilen işlerdir. Hukukla paralel anlamlılık taşır ancak hukukun öğelerinden sadece biri ve hukuk kaynaklarından sadece biridir.
     
    Kanun, yazılı veya yazısız olabilir. Yazılı kanunların en ünlüsü MÖ 1700'lerde yapılmış Hammurabi Kanunları'dır. Roma hukuku, Cermen hukuku, Katolik hukuku, İslam hukuku yazılı kanunlara dayanır. Çağdaş kanunların yazılı oluşu Fransız Devrimi'nden sonra gelişmiştir. Önemli yazılı kanunlara Kod (code) denilmektedir. Toplumu Kod'larla yönetmeye Kodifikasyon denilir ve Kıta Avrupa'da geçerlidir. Medeni Kanun'lar birer Kod'dur. İslam dünyasında Mecelle ve Kanunı Esasi ilk kodlardır.
     
    Türkiye'de kanun koyma yetkisi TBMM'nindir. Kanun teklifi Bakanlar Kurulu (tasarı) ve milletvekillerince tek veya grup halinde (kanun teklifi), gerekçe gösterilerek yapılır. Bunun dışındaki kişi ve kurumlar, kanun isteklerini meclise iletebilirler. Cumhurbaşkanı, kanun teklif edemez, çünkü cumhurbaşkanı seçildikten sonra TBMM üyeliğini kaybeder. Kanunlar cumhurbaşkanına sunulur ve cumhurbaşkanı yayınlarsa yürürlüğe girer. Yayınlamazsa (bütçe kanunu hariç), gerekçesiyle meclise iade eder (15 gün içinde). Meclis kanunu aynıyla tekrar kabul ederse, artık cumhurbaşkanı o kanunu yayınlar. Meclis, kanun yaparken anayasa ve içtüzük hükümlerine uyar. Kanunlar TC Resmi Gazete'de (kuruluşu 7 Ekim 1920) yayınlanırsa yürürlüğe girer. Tarih belirtilmemişse 45 gün içinde bütün yurtta geçerli olur. Başbakanlık, Düstur adıyla kanunları derlemekte, her yasama yılında bir cilt yayınlamaktadır. Kanunlar, mevzuat bilgi sistemleriyle internette yayınlanmaktadır. Meclisin yayınladığı iki kanun dergisi bulunmaktadır: Tutanak Dergisi, Kanunlar Dergisi.
     
    Meclis, geçmişe yönelik suç içeren kanun yapamaz. Seçim kanunu değişiklikleri, yürürlük tarihinden başlayarak 1 yıl içinde olacak seçimlerde uygulanmaz. Kanunlar: kanun, tüzük, yönetmelik, KHK, TBMM İçtüzüğü, İçtihadı Birleştirme Kararları, mahkeme kararları, içtihatlar, örf ve adet, tebliğ, genelge, yönerge adlarını taşır.
     
    Her kanunun bir sıra numarası olur. Kanunlar bu no ile anılır. Ancak, cumhuriyet öncesinden kalan kanunlar adlarıyla anılır. 19201960 arasındaki kanunlar 17480 arası no taşır. 27 Mayıs 19601 Kasım 1961 arasındaki kanunlar 1375 arası no taşır. 1961'den günümüze kadar gelen kanunlar 1'den başlar ve son olarak 5000'leri aşmıştır. Bu durumda aynı no'lu iki kanun olabilir. Bu nedenle kanunlar mehaz verilirken tarihi ve no'su birlikte verilir. Anayasaya göre, bazı konular ancak kanunla düzenlenebilir (ceza, antlaşmalar, yargıç ve savcı atamaları gibi). Kanunlar, anayasaya aykırı olamaz ve bu kural yargı denetimi düzeniyle denetlenir. Kanunlar, bireylerce anlaşılabilir şekilde olur ve anlaşılabilir dille yazılır.
     
    TC Anayasasının ilk 3 maddesi değiştirilemez. Bütün kanunlar anayasa denilen temel kanuna göredir. Bir kanun, başka bir kanunla veya mahkeme kararıyla yürürlükten kalkar. Süreli kanunlar ise kendiliğinden kalkar (Bütçe Kanunu gibi). Anayasa Mahkemesi'nin kanun iptalleri Resmi Gazete'de yayınlandığı anda o kanun yürürlükten kalkar. Bazı kanunlar yürürlükte olmasına rağmen işler değildir (Milli Korunma Kanunu gibi). Bazıları ise yürürlüktedir; ama fiilen uygulanmaz: Mesela kanunlara göre 614 yaşları arasındaki her çocuğun eğitimi zorunludur; ama uygulamada okula gitmeyen pek çok çocuk vardır. Kanunlar, sadece kanun haline gelmekle kanun olmaz, uygulamada düzenlenme hataları, toplum gerçekleriyle bağdaşmama, uygulama için gerekli tedbirlerin alınmaması, kanunu uygulayanlardaki aksaklıklar, araç eksikleri, halkın benimsememesi gibi sebeplerle kâğıt üzerinde kalabilir. Kanunsuz suç olmaz.
     
    Antlaşmalar, kanundur ve Anayasa Mahkemesi'ne götürülemez. Yerel kanunla uluslararası kanun çelişirse, uluslararası kanun esas alınır. Antlaşmalar, mecliste bir kanunla uygun bulunursa onaylanır. Kanunları yasama organı yapar, ancak yürütme organı kanun gibi KHK'ler yapabilir. KHK'ler de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girer. Olaganüstü haller dışında KHK'ler Anayasa Mahkemesi denetimine açıktır. Yüretme organı tüzük çıkarabilir; tüzüklerin iptali için Danıştay'da dava açılır. Bir diğer kanun olan yönetmelikleri, yürütme organı dışında kamu tüzel kişileri de çıkarabilir, bunlar da idari yargıya açıktır, kamusal yönetmelikler Resmi Gazete'de yayınlanır.
     
    Kanunlar birbiriyle çelişemez. Kanun hiyerarşisinde Anayasa en baştadır. Aynı tür kanunlar eşit güçtedir. Kanun hiyerarşisi şöyledir: Anayasa, kanun, KHK, tüzük, yönetmelik, içtihad. Bunlar arasında çelişki olursa yargı organları (Danıştay ve İdare Mahkemeleri), kanunları denetleme görevi gibi denetler.

    Bilimde Kanun Nedir

    Bir bilimsel kanun, gözlem ve deneylerle iyi desteklenip kanıtlanmış matematiksel prensiptir. Tipik olarak bilimsel kanunlar, matematiksel formüllerle ifade edilirler.
     
    Bilimsel kanun konsepti, bilimsel teori konseptiyle yakından ilişkilidir. Tipik olarak, kanunlar teorilere nazaran dünya hakkında daha kısıtlı öngörülerde bulunurlar.
     
    Fizik bilimi, Fizik Kanunları diye bilinen bilimsel kanunlar başta olmak üzere bir takım bilimsel kanunlar tanımlar. Ayrıca, biyoloji bilimide Mendel_genetiği ve genetikteki HardyWeinberg_Kuralı prensibi gibi bir takım bilimsel kanunlar tanımlar.
     
    Ve genel kanının aksine, kanıtlanan teori (kuram) kanun olmaz. Kanunla teori arasında doğrudan, tamamlayıcı bir ilişki yoktur.

    Müzik Aleti Kanun Nedir

    Genellikle kucağa yatay bir şekilde konulup işaret parmaklarına takılan yüksük ve mızraplarla çalınan kanun çalgısından , “Medeniyeti İslamiye “ adlı eserinde Corci Zeydan şöyle bahseder :

    “ Araplar kanun gibi kendi icatları olan musiki aletlerinden başka diğer devletlerden aldıkları sazları ve bu sazlar hakkındaki bilgileri de ilerletmişlerdir. Kanun sazını bugünkü şekliyle ilk olarak düzenleyen Hakim–i Şehir Ebu Nasır Farabi ‘ dir. “

    İbn Khalikan da “ VefayatükAyan “ adlı eserinde kanunun aslen bir Türk olup , Türkistan ‘ın Farab kasabasında doğmuş olan ( 878 – 950 ) ve zamanın büyük filozofu mûsiki bilgini olarak tanınan Ebu Nasır Muhammed Bin Turhan Bin Uzluğu Farabi tarafından icat edilmiş olduğunu yazar.

    H. G. Farmer ise Farabi ‘ nin ünlü eseri “  Kitabı Mûsiki “ de “ Kanun “ ismine rastlandığına tespit etmiş olup , böyle bir sazın bu eserde “ Ma’azif “ adı altında tarif edildiğini , bu saza son şeklini Farabi tarafından verilmiş olabileceğini ve bu eserde tarif edilen sazın kanun olduğunu ifade eder.

    Yine aynı yüzyıllarda İbni Sina ve AlHüseyin ‘ in eserlerinde kanun ismine rastlanmaktadır. Kanun ismine ve bu sazın ad ile ilk tarifine 10. y.y. da yazılmış olan “ Binbir Gece Masalları “ adlı kitapta rastlanmaktadır ve orda ki ismi de Kanuni Mısri yani Mısır Kanunu geçmektedir. 13. y.y. da İspanya ’ da Endülüsler zamanında da çok yaygın bir çalgı olan kanunun bir çok yapımcısı tespit edilmiştir. 13. y.y. da yaşamış ünlü müzikologlardan olan Safiyuddin Abdülmumin Urmevi eseri “ Kitab’ül Edvar “ da kendi icadı olduğunu ileri sürdüğü kanuna benzer bir çalgıyı “ Nüzhe “ adı altında şu şekilde tarif etmiştir :

    “ Nüzhe , gövdesi söğüt , kırmızı söğüt , şimşir veya servi ağacından yapılan , şekil olarak kareye benzeyip , uzunluğu genişliğinden biraz fazla olan bir çalgıdır. 27 ses vermek üzere üçlü gruplar halinde  tahtaya çakılmış olan 81 teli vardır ve her üçlü grup telden ikisi diğer ikisinden daha kısa olup göğüs tahtası merkezine konan küçük eşiklere gerilmiştir. Diğerlerinin en pesti olan 14. tel nevayı verir. 1. tel ile 27. tel eşikler vasıtası ile birbirine müsavi olmayan 3 kısma ayrılmış olduğu için üst kısımların her biri çalgının yukarısında ve aşağısında olan sesleri verir. “

    13. ve 14. y.y. ın en revaçta olan çalgısı Kanun “ Kanz al Tuhaf “ da da tarif edilmiştir. 15. y.y. da da revaçta olma durumunu sürdüren bu çagının tarihini Abdülkadir Meragi “ Cami’ül Elhan “ adlı eserinde şöyle yazmıştır :

    “ Kanunun teknesi ve göğsü üçgendir , sapı yoktur. Telleri genellikle pirinçtir ve üçer üçer akort edilir; yani her üç tel aynı sese çekilir. Bir oktava 8 mülayim ses gelecek şekilde düzenlenir. “

    Yavuz Sultan Selim Mısır seferi dönüşünde orada dinleyip , çok beğendiği Şah Mekan isimli bir kanuniyi İstanbul ‘ a getirmiştir.Kanuni  İsak , Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşamış , saray ve Enderun ile ilişkisi tespit edilen Kanun çalıcılardan birisidir. 2. Murad devrinde ( 15 .yy ) yaşamış ve devrin önemli müzikologlarından biri olarak bilinen Ahmetoğlu Şükrullah çalgılara ait edvarında , 17.yüzyılda yaşayan Evliya Çelebi “ Seyahatname “ sinde Kanun çalgısından bahsetmişler ve bu sazı tarif etmişlerdir. Evliya ÇelebiSeyahatname ” sinde bu sazın Ali Şah tarafından icat edildiğini ifade etmiştir. Ne var ki bu saz  17.yüzyıldan çok önce bu isimle bilinmekte ve çalınmakta olduğundan , bu ifadenin hangi saz ile ilgili olduğu konusunda kesin bir vargıya varılmaktadır. Daha sonra kanun çalgısı yavaş yavaş  rağbetten düşmüş ve 2. Mahmut  zamanında ( 1808 1839 ) Şamlı Ömer Efendi tarafından , İstanbul ‘ da yeniden musikiye kazandırılmıştır. 20. yüzyılın başlarından itibaren geliştirilen mandal sistemiyle icrası daha rahat bir hale gelince musikinin vazgeçilmez sazlarından biri haline gelmiştir.

    Kayıtlarını tespit edebildiğimiz kanuni Hacı Arif Bey dir. Kanuni Hacı Arif Bey ; bağırsak tel taktığı kanun sazını , mandalsız olarak ve sol elin baş parmağı ile tellerin üzerine basarak elde ettiği ses aralıklarını kullanarak çalmıştır. Kendisinden sonra gelen kanuniler, bağırsak tellerin ısı ve rutubet değişikliği karşısında çok zor akort tutması ve çabuk eskiyip kopmasından dolayı , bu telleri kullanmaktan vazgeçip naylon telleri tercih etmişlerdir.

    Kanun ; uzun bir zaman 24 veya 25 sesli yapılmıştır son zamanlarda 26 sesli kanunlar tercih edilmektedir. Ses sahası 3,5 oktava yakın olup , Kaba  Yegah dan Tiz Muhayyere kadardır. Her seste üç tel bulunmaktadır. Toplam tel sayısı 7278 arasındadır. Kanunun tekne denilen tekne kısmı; ıhlamur ağacından , göğüs kısmı çınar veya köknar ağacından yapılır. Sırt kısmı ise yekpare ceviz veya ıhlamur ağacından yapılmış kontrplak üzerine maun kaplama olarak yapılır. Mandalların çakıldığı mandal tahtası ve tellerin aşınmaması için , eşiğin üst kenarına abanoz ağacından bir şerit ilave edilir. Eşiğin deri üzerine oturan patik denen kısımları ıhlamur ağacındandır. Akort yapmaya yarayan burgular ; kızılcık , abanoz  veya pelesenk ağaçlarından , göğüs üzerindeki işlemeli kafesler de tercihen köknar ağacından yapılır. Derisi keçi , dana ve balık derisi olup ; mandallar döküm yapılarak ve daha sonrada tıraşlanarak kullanışlı hale getirilir.



    
    ..:: Online Uyeler ::..
    
    Bi soru sor